Ekim 05, 2013

Özgür ruh!

Tamamen özgür olmak hiç sevilmemekle eşdeğer olabilir miydi?
Peki ya, bir sevgi söz konusuysa, tastamam bir beklentisizlik mümkün olabilir miydi? Hadi oldu diyelim, bu beklentisizlik, insanın incinmesini önleyebilir miydi?


Baba Zula - Özgür Ruh



















Eylül 28, 2013

"Aşk böyle bir şeydir."

fotoğraf: kızılkıyamet
Isaak:

Aşk böyle bir şeydir.
Güçlü bir silahtır.
Bizim yararımıza da olabilir, zararımıza da.

Dexter:

Aşkı pek anlamıyorum.

Isaak:

Bilim adamısın çünkü.
Aşk mantığa meydan okur.

Dexter:

Hiçbir şey mantığa meydan okuyamaz.

Isaak:

Mantık çerçevesinde bakarsak Viktor'la birlikte olmamamız gerekirdi.
Toplum içinde yiyeceğimiz damganın dışında, Viktor düşüncesizdi, gözü karaydı hatta. Hep bir şeyleri kanıtlama peşindeydi.
Sanırım kalbimiz, bizim bilmediğimiz bir şey biliyor.

Dexter:

Belki de kalbimiz yanılıyor.

Isaak:

Sanmam..
Aşk zahmetli olabilir, hatta uygunsuz da olabilir.
Tehlikeli olabilir.
Yapmayı hayal bile etmediğimiz şeyleri yaptırır bize.
Ama yanlış mıdır?
Bu, sonumuzun nasıl olduğuna göre değişir değil mi?

Dexter, 7. Sezon 8. Bölüm

Tam doksandan vurmuş Isaak, değil mi?






Eylül 11, 2013

"Yel değmez bana, yelden almışım sevda"

fotoğraf: kızılkıyamet

Yel değmez bana, yelden almışım sevda
Nar çiçeğinden haylazım, gül dalından hovarda
Masum (aksi) perçem dökülsün haydi haydi haydi
Kaytan bıyık bükülsün haydi haydi haydi

Yel değmez bana, yelken açmışım aşka
Nar çiçeğinden haylazım, gül dalından hovarda
Göz değmez bana, gözsüz kaldım uğrunda
Dağ çiçeğinden yatağım, kuru dal yastık bana

Söz geçmez bana, gözden düşsem bu yolda
Nar çiçeğinden haylazım, gül dalından hovarda
Yol düştü bana, yoldan vurdum dört yana
Gezdim durdum şu alemi, ah yalınayak ne fayda

Candan Erçetin - Nar Çiçeği

"Hem yok eden, hem de tanık"

"Ben sana küsüm aslında haberin yok.."

küsmek nedir bilir misin?
küsmek dürüstlüktür.
çocukçadır ve ondan dolayı saftır..
yalansızdır.
küsmek; 'seni seviyorum' dur...
vazgeçememektir.
beni anlatır küsmek.
kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
küsmek, sevdiğini söyle demektir... hadi anla demektir...
küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...

yani, diyeceğim o ki:
ben sana küstüm!

Nazım Hikmet Ran

  Sezen Aksu - Yol Arkadaşım


Ağustos 26, 2013

Balık ağzı - 15


Bir mutsuzluk geldi, oturdu yine içime,
gözlerimde gölgeler..



Not: "Balık ağzı" yazıları, yayınlandığı anda hissettiklerim üzerine yazılmaktadır.

Haziran 26, 2013

"Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.”

fotoğraf: sosyal medya
"Benim adım Ethem Sarısülük. Elimde silah yoktu. Polis beni başımdan vurdu ve öldüm. Katilimi serbest bıraktılar."

Düşündüm, düşündüm, düşündüm..
Ethem'in vurulduğu anın videosunu izledim, yine düşündüm.
Çok karışıktı ortalık, insanoğlu karmaşada ne yapacağını şaşırır dedim.
Biri sana saldırıyorsa, sen de saldırırsın dedim.
Polis de insan, onu da anlamak lazım dedim.
Anladım da aslında..
Anlamadığım tek şey silahını neden çıkardığı idi.
Sahi, o silahı neden çıkardın?
Sen silahını çıkardın, Ethem öldü..

Ethem'in öldüğü yerden geçmiştim geçtiğimiz Cumartesi. İnsanlar vardı; onun için, adalet için orada olan. İmza toplanıyordu Ethem için; adalet adına. İmzamı verdim, hüzünlü düşüncelere daldım..
Ethem artık yoktu..
Ben yürüyordum Kızılay'ın sokaklarında, başkaları da öyle.
Ama Ethem yürüyemeyecekti..
Ben güneşi görüyordum, başkaları da öyle.
Ama Ethem göremeyecekti..
Su içebiliyordum kana kana, başkaları da öyle.
Ama Ethem içemeyecekti..
Dondurma alıp sallana sallana gezebilecektim oralarda.
Ama Ethem gezemeyecekti..
Bir çiçeğin açışını göremeyecekti artık Ethem, çiçekler mezarında açacak çünkü.
Aradaki farkı görebiliyor mu karar vericiler?
Çiçeğin açışını görmek ile çiçeğin, mezarında açmasının arasındaki farkı..

İşte bunlar ve bunun gibi nice güzelliklerden mahrum bırakıldı Ethem. Ve bütün bu mahrum bırakılmalar yüzünden adalet gerekli.. Sadece adalet..
Bir adam, silahsız bir adamı vurdu ve vurulan öldü.. Bu kadar açık.. Vuran cezasını çeksin.
Adalet, yalnızca muktedirler için işleyen bir mekanizma olmaktan çıksın..

Ve Ethem:

“Ürkek bir serçe gibi eğme başını. Kaldır başını ve dimdik dur. Bu senin değil, ülkemin ayıbı. Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.” 

Haziran 25, 2013

Kalbim Kazım


Haziran'da ölmek zordu; sen gidince apansız, daha da zor oldu..
Tarifi biraz zor geliyor bana.. Kelimeleri birleştirip kuramadım sana dair cümlelerimi.. 
Ne bileyim işte; kırıldı bir şeyler, acıdı bir yerlerim.. 
Aslında tam olarak şu oldu sen gidince: "Bir tel kopar ahenk ebediyyen kesilir"

Ve evet, şarkılarla geçtin aramızdan:



Sevgiyle, hasretle,..

"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto Che Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."

Kazım Koyuncu

Haziran 23, 2013

Balık ağzı - 14

Şöyle bir gerçek var ki; bahsettiğiniz eksikliği, derdinizi anlattığınız kişi hiç yaşamamışsa anlayamıyor.. Boşuna çabalamayın..

- Eksik bir şey mi var?
- Evet..


Not: "Balık ağzı" yazıları, yayınlandığı anda hissettiklerim üzerine yazılmaktadır.

Haziran 21, 2013

"Ay resmen devrim!"

fotoğraf: kızılkıyamet
Aşağıdaki haberleri okuyunca içimdeki umut giderek kök salan ve içimi ışıldatan bir hâl almaya başladı. Her görüşten insan "Ben de buradayım!" demek için parklara gidiyor, konuşuyor; beğenilen cümlelere tepki veriliyor, beğenilmeyenlere ayrı bir tepki veriliyor ve herkes birbirini dinliyor. Meclisimize örnek olacak cinsten vallahi!

Her mahallede bir Gezi Parkı! - 20.06.2013

Abbasağa Forumu seçkinci tavra karşı - 20.06.2013

Gezi direnişini en baştan itibaren destekledim, eylemlere katıldım, sosyal medyada da ayrıca çalıştım. Hoşuma giden onlarca şey oldu, hoşuma gitmeyenler de oldu. Bir sonuç çıkarılacaksa eğer bu direnişten, o da Türkiye'nin yeni bir döneme girdiği ve bu dönemin kaynaşma dönemi olduğu olmalı. İnanılmaz geliyor belki ama, kaynaştık yahu! Hayko Bağdat, çok güzel ifade etmişti bunu bir tweetinde geçenlerde:


İnsanlar, farklı görüşlere sahiplerdi evet, ama tek bir kimlikle oradaydılar: "İNSAN" kimlikleriyle. Ona da kimlik denirse tabi! Bunun anlaşılmasının neden bu kadar zor olduğunu düşünüyorum zaman zaman.. Her değişen iktidarla beraber, bazı kesimler bir şekilde ötekileştirildi. Bazı kesimler ise mütemadiyen ötekileştirilme hâlindeler zaten. Çok afedersin ama "Senin gibi olmak zorunda mıyım?". Nedir bu kendine benzetme çabaları? Birilerinin askeri, birilerinin yandaşı, birilerinin destekçisi, birilerinin bilmem nesi olarak yaftalama hâlinin esas amacı nedir, neye dayanıyor bu? Ben, eş zamanlı olarak bir sürü şey olabilirim; çocuğumun annesi, sevgilimin sevgilisi, kocamın karısı, annemin kızı, patronumun çalışanı, kardeşimin ablası, Atatürk'e teşekkür eden ama aynı zamanda eleştirebilen biri, dine inanan ama sorgulayan biri, Başbakan'a destek veren ama antidemokratik hareketlerinde karşısında duran biri, Allah'a inanan ama dine inanmayan biri, Kürt, Ermeni, Rum olmayan ama zulüm gördüklerinde onların yanında olan biri,... Bunların hepsi olabilirim, üstelik buna hakkım da var. Kime ne?! Bu eylemlerde, az önce saydığım bütün rollere sahip ben olarak vardım. Daha açık yazmak gerekirse;
- o eylemlerde vardım; çünkü, ben olmamı engellemeye çalıştıklarını farkettim, 
- o eylemlerde vardım; çünkü, iktidarın elindeki güçle beni görmezden geldiğini farkettim,
- o eylemlerde vardım; çünkü, gördüm ki zulüm var,
- o eylemlerde vardım; çünkü, ben buradayım demek istedim,
- o eylemlerde vardım; çünkü, her türlü ötekileştirmeden bıktığımı farkettim,
- o eylemlerde vardım; çünkü, her türlü nefret söyleminden ne kadar rahatsız olduğumu farkettim,
- o eylemlerde vardım; çünkü, hedef göstermenin ne kadar tehlikeli olabileceğinin bilincindeyim,
- o eylemlerde vardım; çünkü, herhangi birinin kendi ahlak anlayışını bana dayatmasından bıktım,
- o eylemlerde vardım; çünkü, bu toplumun artık bir şeyleri aşması ve saldırmadan tartışmayı öğrenmesi gerektiğine inanıyorum,
- o eylemlerde vardım; çünkü, söyleyeceklerim vardı,
- o eylemlerde vardım; çünkü, kendine benzeyenle kurulan empatinin benimle kurulmadığını farkettim,
- o eylemlerde vardım; çünkü, üzülüyordum,
- o eylemlerde vardım; çünkü, birleşmemiz ve birbirimize destek olmamız gerekiyordu.

Evet, nicedir karşımızdaki anlamaz diyerek anlatmamayı tercih edip, anlatmaya, kendini ifade etmeye çalışmayı; kendimize benzemeyeni dışlamaktan, onun da bize ihtiyacı olabileceğini ya da bizim ona ihtiyacımızın olabileceğini; birbirimizden faydalanabileceğimizi; birbirimize katkı sağlayabileceğimizi unutmuştuk. Birbirimizi aşağılamaktan, hor görmekten; şu zamanda neredeydin, o zaman aklın neredeydi demekten, yan yana durabileceğimizi görmezden gelmiştik; bilerek ve isteyerek yapmıştık üstelik.  Halbuki, renkler birbirine karıştığında ancak farklı güzellikler ortaya çıkabiliyor. Birbirine karışmaya olan bu korku nereden peydah oldu? Birbirimize karşı kullandığımız bu pespaye söylemler de nereden çıktı? Pespaye diyorum, çünkü sahiden pespaye.. Bu dilden kurtulmak lazım, acilen.. 

Yazımın başlığı, eylemler sırasında ortaya atılan sloganlardan sadece birisi. Bence en sevimlilerinden :) Üstelik de doğruluk payı var, en azından benim anladığım şekliyle doğru. Bu bir devrimdi evet, bir arada olabileceklerini unutmuşlara, bir arada olabilmeyi hatırlatan bir devrim. Sahi, siz ne sanmıştınız? Komplo teorilerini bir kenara bırakın artık, yeter..

kaynak: https://www.facebook.com/AklenMuaf?fref=ts
Son söz:
Çok rica ediyorum, yazdıklarımdan dolayı gocunun..

- Elitist / seçkinci söylem sahipleri: İnanın hiç çekilmiyorsunuz. Koca ülkenin en aydınları, en akıllıları, en okumuşları, en her şeyi bilenleri sizsiniz değil mi? Gülünç oluyorsunuz.. 

- Dinden dem vurup her türlü zulmü yapanlar, kendisi gizli gizli yaptığı hâlde, gizlemeyen insanları ahlaksızlıkla itham edenler: Samimiyetsizliğiniz her yerinizden dökülüyor, boşuna kandırmaya uğraşmayın. Yaptıklarınızın, vücutta gezinen alkol moleküllerinin, içmiş insana yaptığı etkiyi yapmıyor olmasına duacı olun. 

("Haramlar tıpkı içki gibi insanı sarhoş ediyor olsaydı; kimin ayyaş, kimin ayık olduğu o vakit belli olurdu!")

- Sevgili ulusalcılar: Kimseyi indirmek gibi bir niyetimiz yok. Medya yüzünden sizi izlemeye mecbur kalmamız, sizi çok sevdiğimizden, destek olduğumuzdan değil; başka şansımız olmadığındandı. Yoksa bilmiyor değiliz, aklınızdaki çirkinlikleri. Desteğinize teşekkür eder, darbe arzunuzu başka bir boyutta gerçekleştirebilmenizi dileriz.

- Sevgili kemalistler: Mustafa Kemal'in askerleri falan değiliz. Hiç kimsenin askeri değiliz. Atatürk'ü seviyoruz, minnet duyuyoruz ama yeri geldiğinde eleştiriyoruz da. Aklınızı başınıza toplayın; sizce bu, deforme olmuş, özünü kaybetmiş kemalizme ihtiyacımız kaldı mı? Bana göre kalmadı. Ya bunu değiştirin ya da desteklemeyi bırakın. Ha bir de, dikkat ederseniz, yıllarca uyguladığınız toplum mühendisliği çalışmalarını şimdiki iktidar farklı bir tarzda ele aldı; ona da karşıyız, hatırlatayım istedim.

- Sevgili Başbakanseverler: Düşüncem odur ki, Başbakan, çıkıp birini gözlerinizin önünde öldürse, bir bildiği vardır deyip biat edeceksiniz. Kendinize gelin, sadece bir kişi her şeyin en doğrusunu biliyor olamaz. Onu sevebilirsiniz ama bu, onun hatalar yaptığı ve eleştirilmesi gerektiği gerçeğini değiştirmez. Padişahım çok yaşa devri geride kaldı.. Zulüm varsa, karşısında durulur; bu kadar açık..

- Sevgili Başbakan: Yalan söylemeyi, hedef göstermeyi, insanları kendi ahlakınızla yargılamayı, sadece sünni müslümanlara değer vermeyi, dindar nesil yetiştirme hayallerinizi, ötekileştirici ve belaltından konuşmalarınızı, sizin gibi olmayanlara karşı sert tutumunuzu, karar verdik, olacak demelerinizi; hayatlarımıza, otoriter ve benim istediğim gibi olacak ve yaşacaksın diyen bir baba gibi müdahale etmeye çalışan hâllerinizi, dini inancınız yüzünden bizim günahlarımızdan da sorumlu olduğunuz düşüncesini bırakın lütfen. Ben sizin vicdan sahibi olduğunuza inandım hep, ancak, artık bu görüşümü gözden geçirmeye karar verdim. Zira, bunca haksız söylemin sahibi, vicdanlı biri olamaz.

- Sevgili CHP: Allasen bir şeyler üret..

- Sevgili Yiğit Bulut: Seni aklımızdan sildirsek ne güzel olur..

- Sevgili İMG: Ne söylesem eksik kalır..

En son söz: Birbirimize haksızlık etmeyi, birbirmizi itmeyi bir kenara bırakalım ve bu birliğin, bu karışma hâlinin keyfini sürelim, ne dersiniz? Olmaz mı?

güzelsurat'a sevgilerimle..













Haziran 19, 2013

Balık ağzı - 13

İnsan üzülüyor be..
Çaresizliğe..

Not: "Balık ağzı" yazıları, yayınlandığı anda hissettiklerim üzerine yazılmaktadır.

Haziran 14, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 7 #occupygezi

Başlangıç şarkısı:
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/126914/sozlerimi-geri-alamam-halk

Sözlerimi geri alamam
Yazdığımı yeniden yazamam
Çaldığımı baştan çalamam
Bir daha geri dönemem
Akıyorsa göz yaşım kurumasın
Coşup seven gönlümse durmasın
Dost bildik anılarım çağırmasın
Bir daha geri dönemem
Hiçbir kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız bayramdı
Bir umuttu yaşatan insanı
Aldım elime sazımı
Yine aşınca çayın suyu boyunu
Belki yeniden karşıma çıkacaksın
Göz göze durup bakınca göreceğiz
Neyiz ve nerelerdeyiz
Bilemiyoruz şimdi

Ernö Nemecsek ya da Gezi Parkı Çocukları - 14.06.2013

Mümtaz'er Türköne - Referandum ve plebisit - 14.06.2013

Cüneyt Özdemir - Hani biz marjinaldik! - 14.06.2013

Cengiz Çandar - Gezi Parkı şiddetle çözülemez. - 14.06.2013

Orhan Kemal Cengiz - Erdoğan'a öfkemi neden kaybettim? - 14.06.2013

Pınar Öğünç - Temel haklar için idrar tahlili - 14.06.2013 http://www.radikal.com.tr/yazarlar/pinar_ogunc/temel_haklar_icin_idrar_tahlili-1137522

Tayfun Atay - 'Vadi'nin kurdu kendinden olur! - 14.06.2013

Ahmet Hakan - Oylanacak olan nedir: Kışla mı, karizma mı? - 14.06.2013

İhsan Dağı - Kim demiş özel hayat mahremdir diye? - 14.06.2013

Ali Bayramoğlu - Soluk almak ile boğulmak arasında… - 14.06.2013

Murat Aksoy - Çözüm halk oylamasında değil uzlaşmada - 14.06.2013

gezi parkı ile ilgili hukuki süreç.. - 14.06.2013

Süleyman Gündüz - Zorluğun yanında kolaylık vardır…* - 14.06.2013

Ruşen Çakır - Adım adım 9 hata - 14.06.2014

Bitiş Şarkısı:



Haziran 13, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 6 #occupygezi

New York'tan güzellikle..




Levent Gültekin - Eskiden neydik, şimdi ne olduk? - 12.06.2013

Tayfun Atay - Bir ülke-iki toplum, hatta 'ulus'! - 13.06.2013

Ruşen Çakır - Başbakan'ı yedirmemenin yolu Gezi direnişini anlamaktan geçiyor - 13.06.2013

Ahmet Hakan - Size ne dendi, siz ne anladınız - 13.06.2013

Çağlar Uzunca - Neden Sokaktayız! - 12.06.2013

Ümit Özdağ - Taksim Erdoğan'ı nasıl yener? - 12.06.2013

Akif Emre - Toplumu güçlendirmek lazım - 13.06.2013

Ali Bayramoğlu - Tehlike çok büyük… - 13.06.2013

Betül Tanbay'ın Erdoğan'a konuşması: Bir cümle Başbakanım

Twitter örgütü - 12.06.2013

Ceyda KARAN - Pek değersiz meslektaşlarım... - 13.06.2013

Haziran 10, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 5 #occupygezi

fotoğraf: sosyal medya

Markar Esayan - "Gezi’deki tuzaklar ve fırsatlar: Bir demokrasi sınavı" - 10.06.2013

Genç Siviller'den Başbakan Erdoğan'a mektup - 09.06.2013

Özgür Mumcu - Korkma, anla - 10.06.2013

Mustafa KARAALİOĞLU - AK Parti’nin zenginleri bu tabloya karşı neden tavır koymadı? - 10.06.2013
http://haber.stargazete.com/yazar/ak-partinin-zenginleri-bu-tabloya-karsi-neden-tavir-koymadi/yazi-761192

Ruşen Çakır - 15-16 Haziran mitinglerinin anlamı - 10.06.2013

Müge İplikçi - Bakış - 10.06.2013

Orhan Kemal Cengiz - Erdoğan'ın dünü ve bugünü - 10.06.2013

Sırrı Süreyya: Meydanda tek bir Kemalist var, o da AKP hükümeti - 10.06.2013

Cengiz Çandar - Gezi Parkı Direnişi ve 'Barış Süreci' - 10.06.2013

Ozan Tüzün - Erdoğan'ın cevap verme algoritması - 10.06.2013

Roni Margulies - Lağvet bizi Tayyip! - 10.06.2013

Sinan Onuş - AKP taraftarları eylemleri nasıl değerlendiriyor? - 10.06.2013


Boğaziçi Caz Korosu - Çapulcular oldu mu?

Haziran 09, 2013

Varsayalım ki camide içki içilmiş olsun, dünya mı yıkılır?

fotoğraf: kızılkıyamet

Utanmalısınız Sayın Başbakan!

Bizi bırakın bir kenara, kendinizden utanmalısınız. 
Bu yalanın içinde yaşayabildiğiniz ve bunu sürdürebildiğiniz için utanmalısınız. 
Yalanları, kendinize politika malzemesi yaptığınız için utanmalısınız.
İnsanları tehdit ettiğiniz için utanmalısınız.

Diyelim ki camide içki içildi. 
Ne olur? İslâmiyet büyük bir yara mı alır? 
Cami "Allah'ın evi" değil miydi? Ben mi yanlış biliyorum? 
İçki içenler Allah'ın kulu değil mi yoksa? Belki de, Allah'ın kulu olma kıstaslarını siz belirliyorsunuzdur. Gücünüz var ya malum..
Hiç boşuna maval okumayın "Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü" diye. Sizin sevdiğiniz tek kesim, şakşakçılarınız ve kendi islâmiyet anlayışınızı destekleyenler. Aykırı görüşlerden nefret ediyor, tahammül edemiyorsunuz. Gücünüzün sarhoşu, iktidarınızın delisi olmuşsunuz. 
Tanrı'dan dileğimdir; sizi silkeleyip kendine getirsin. 

Bu arada, içki olayını, bir de aşağıdakilerde incelemenizi tavsiye ederim:

Süleyman Gündüz - Hakikatin bilgisine ulaşmak? - 09.06.2013

Dolmabahçe Camii - 03.06.2013 00:20

Haziran 07, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 4 #occupygezi

Gezi'ye selam, paylaşıma devam:


Ahmet Altan - "No pasaran." - 06.06.2013
http://t24.com.tr/yazi/no-pasaran/6833

Erdal Beşikçioğlu - Gezi Parkı Açıklaması
http://webtv.hurriyet.com.tr/20/50471/23452722/1/behzat-c-den-taksim-gezi-parki-aciklamasi.aspx

Murat Menteş - 'Mustafa Keser'in askerleriyiz!' - 07.06.2013
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/Murat_Mentes/mustafa-keserin-askerleriyiz/38037

Marsis - Oy oy Recebum
http://www.youtube.com/watch?v=Je9ooFC0FeM&feature=share

Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan's brutal crackdown on protesters in Gezi Park and Taksim Square draws fire!http://www.youtube.com/watch?v=TTGvWQCY1gQ&feature=share

Hasan Cemal - Erdoğan ve çapulcu kardeşlerim! - 07.06.2013

Boğaziçi Caz Korosu - GEZİ PARKI, 06.06.2013

Orhan Kemal Cengiz - Nereye sürükleniyoruz? - 07.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/orhan_kemal_cengiz/nereye_surukleniyoruz-1136597

Cengiz Çandar - 'Çapulcu' diyor ki - 07.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cengiz_candar/capulcu_diyor_ki-1136596

Ali Topuz - Polis yoktu ki orantısı olsun - 07.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ali_topuz/polis_yoktu_ki_orantisi_olsun-1136607

İhsan Dağı - AK Partililer sokağa iner mi? - 07.06.2013
http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/ak-partililer-sokaga-iner-mi_2097886.html

Haziran 05, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 3 #occupygezi

Okumaya devam:

Alper Görmüş - Ataerkil siyasetin sonu... - 05.06.2013
http://m.t24.com.tr/haber/ataerkil-siyasetin-sonu/231356

Ali Bayramoğlu - Yangını kim, nasıl söndürecek? - 05.06.2013
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AliBayramoglu/yangini-kim-nasil-sondurecek/38002

A. Turan Alkan - Başbakan’a mektup - 05.06.2013
http://www.zaman.com.tr/ahmet-turan-alkan/basbakana-mektup_2097170.html

Gezi Parkı direnişçileriyle yapılan anketten çıkan sonuçlar...
http://t24.com.tr/haber/gezi-parki-direniscileriyle-yapilan-anketten-cikan-ilginc-sonuclar/231335

Gezi Parkı direnişçileri taleplerini açıkladı.
http://www.radikal.com.tr/turkiye/gezi_parki_direniscileri_taleplerini_acikladi-1136367

BBC editörü Taksim'de: Eylemciler marjinal değil, eğitimli gençler
http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2013/06/130604_vid_mason_gezi.shtml

her olayda mizahını da gösteren halk
http://eksisozluk.com/her-olayda-mizahini-da-gosteren-halk--3858161

Türkiye'nin Gezi olayları ile İngilizce'ye kattığı kelime "Chapulling(Çapuling)" Wikipedia'da anlatılıyor:
http://en.m.wikipedia.org/wiki/Chapulling



Haziran 04, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 2 #occupygezi

Okumaya devam:

İhsan Dağı - Erdoğan'ı seviyorsanız ona gerçekleri söyleyin - 04.06.2013
http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/erdogani-seviyorsaniz-ona-gercekleri-soyleyin_2096849.html

Orhan Kemal Cengiz - Geri adım atmak zayıflık değildir - 03.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/orhan_kemal_cengiz/geri_adim_atmak_zayiflik_degildir-1136010

Ruşen Çakır - Dün sosyal patlamayı öngöremeyenler şimdi önlerini göremiyor - 04.06.2013
http://www.rusencakir.com/Dun-sosyal-patlamayi-ongoremeyenler-simdi-onlerini-goremiyor/2033

Cüneyt Özdemir - Barış'ı bekliyorduk, TOMA geldi! - 04.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cuneyt_ozdemir/barisi_bekliyorduk_toma_geldi-1136172

Ali Topuz - Taksim'in başını da duman kaplamış - 04.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ali_topuz/taksimin_basini_da_duman_kaplamis-1136179

Yalçın AKDOĞAN - Ağaç hassasiyetinden siyasi tertip ve vandalizme - 04.06.2013
http://haber.stargazete.com/yazar/agac-hassasiyetinden-siyasi-tertip-ve-vandalizme/yazi-759658

Ahmet Hakan - Kimse anlatmıyor bari ben anlatayım - 04.06.2013
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23429413.asp

Bülent Peker - Ak Parti’li Direnişçiden Başbakana Mektup…
http://bulent-peker.tumblr.com/

Nazif Gürdoğan - En iyi devlet en az polisi olan devlettir - 04.06.2013
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/NazifGurdogan/en-iyi-devlet-en-az-polisi-olan-devlettir/37998

Ahmet İnsel - Haysiyet ayaklanması - 04.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ahmet_insel/haysiyet_ayaklanmasi-1136174

Ruşen Çakır - Gezi Parkı direnişi hakkında efsaneler ve gerçekler - 03.06.2013
http://www.rusencakir.com/Gezi-Parki-direnisi-hakkinda-efsaneler-ve-gercekler/2032

Ruşen Çakır - Korku sınırı çoktan aşılmıştı - 02.06.2013
http://www.rusencakir.com/Korku-siniri-coktan-asilmisti/2031

Haziran 03, 2013

Çapulcu eylemine dair paylaşımlar - Kısım 1 #occupygezi

Okumak faydalıdır ya, bilirsiniz; insanın algısını açar.
Madem öyle, işte böyle:

Yetvart Danzikyan - Devrim dediğiniz bir "an"dır... Ve o da oldu zaten.. - 03.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/yetvart_danzikyan/devrim_dediginiz_bir_andirve_o_da_oldu_zaten-1136002

Cengiz Çandar - Postmodern bir direniş - 03.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cengiz_candar/postmodern_bir_direnis-1136001

Ahmet Hakan - Başka türlü bir şey - 03.06.2013
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23421759.asp?yazarid=131&hid=23422678

Eylem Fotoğrafları:
http://imgur.com/a/JvJD3

#GeziParkı’nda Hatalı Bilgi Temizliği:
http://yalansavar.org/2013/06/03/geziparkinda-hatali-bilgi-temizligi/

Hasan Cemal - Asıl mesele Erdoğan'ın sakat demokrasi anlayışıdır! - 02.06.2013
http://t24.com.tr/yazi/asil-mesele-erdoganin-demokrasi-anlayisidir/6804

Dünya basını Gezi Parkı direnişi için ne dedi?
http://t24.com.tr/haber/dunya-basini-gezi-parki-direnisi-icin-ne-dedi/231192

Melis Alphan - Yazıklar olsun - 03.06.2013
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23421751.asp

Ekrem Dumanlı - Basiret Lütfen - 03.06.2013
http://zaman.com.tr/ekrem-dumanli/basiret-lutfen_2096447.html

A. Turan Alkan - ‘Dedim, bırakın yürüsünler...’ - 03.06.2013
http://zaman.com.tr/ahmet-turan-alkan/dedim-birakin-yurusunler_2096443.html

Özgür Mumcu - Mağrur olma padişahım - 03.06.2013
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ozgur_mumcu/magrur_olma_padisahim-1135999

Bir de unutmadan, bugün 3 Haziran; Nazım'sız olmaz..




Çok yorulduk Sayın Başbakan!

Sanırım kendimizi doğru anlatamadık ya da siz, bizi anlamak mı istemediniz? Sahi, gerçek olan hangisi? Neyse.. Ben, kendimizi yanlış anlattığımızı varsayarak hareket etmek istiyorum.. 

Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; bizi dinlemiyorsunuz.
Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; kutuplaştırıcı ve rencide edici konuşuyorsunuz.
Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; herhangi bir başkasının sizin değerlerinize, inancınıza karşı olan hakaret edici bir konuşması karşısında, bunu nasıl söyler derken, kendiniz birçoğumuza karşı hep hakaret ediyorsunuz.
Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; güç başınızı döndürdü. 
Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; aldığınız %50 oyu yanlış yorumluyorsunuz.
Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; demokrasinin, çoğunluğun dediğini yapmak olmadığını biliyoruz.
Biz, bu eylemleri yapıyoruz çünkü; artık sıkıldık!

Allah aşkına vicdanlı olun. İnsanlar, kardeşlerini, çocuklarını alıp katılıyor bu eylemlere. Bu kadar kin neden? Bıraksanız da derdimizi anlatsak, olmaz mı yani? Gazdan kafamız kıyak geziyoruz bilesiniz; hiç istemiyorsunuz oysa..
Polis bizi gazlayacağına, ortalığı yakıp yıkan, zarar verenleri toplasa mesela, nasıl olur? Biz siviller önleyemiyoruz, malum..
Peki, her karşı çıkışımızda gaz mı yiyeceğiz böyle?
Yapmayın, etmeyin.. Her şeyin sonlanması tek bir cümlenize bakıyor. Özür dileyin ve kucaklayın.

İnanın, çok yorulduk Sayın Başbakan! 
Şiddeti durdurun ve mümkünse danışmanlarınızdan "Padişahım çok yaşa!"cı olanları çevrenizden uzaklaştırın. Alın birkaç tane kafası kıyak genç, bakın o zaman nasıl güzel oluyor her şey!

Sevgilerimizle,
Çapulcular


Haziran 02, 2013

Bu, sivil bir direniştir!

fotoğraf: sosyal medya
Gezi Parkı ve sonrasında Türkiye'ye yayılan eylemler nedir, ne değildir?

Nedir?
- Sivil direniş, sivil itaatsizlik, pasif direniş;
- Ağaçlarımıza, parkımıza dokunma diye parkta oturma eylemi yapılarak başlayan bir eylem;
- Sonrasında ortaya çıkan polis şiddeti ile bu şiddete karşı çıkanların Türkiye'nin dört bir yanında toplanmasıyla devam eden eylem;
- Hiçbir parti, oluşum, grup veya siyasi iradenin temsilcisi olarak orada bulunmayanların yaptığı eylem;
- CHP gibi bazı partilerin kendi propaganlarını yapmaya çalıştığı ancak sosyal medya tarafından mitinglerinin iptal ettirilmesi sağlanan eylem ( bkz. Twitter #ChpMitinginiPtalEt );
- Birçok parti mensubunun bayraklarıyla katıldığı eylem;
- Çok fazla sivil insanın katıldığı eylem;
- Tıp öğrencilerinin, doktorların önlükleriyle katıldığı ve yeri geldiğinde yaralılara müdahale ettiği eylem;
- Gazdan etkilenenlere, yorulanlara, yaralananlara evlerini, otellerini, kendi müessesini açanların olduğu eylem;
- Eylemin amacını anlayamamış, sığ zihniyetlerce çevreye zarar verilen eylem;
- Sadece sosyal medya sayesinde toplanan ve Türkiye'nin birçok kesimine yayılan eylem;
- Polisin gaza, suya boğduğu eylem;
- Çokça yaralının olduğu eylem;
- Birçok provakatörün iş başında olduğu eylem;
- Hükümetin, son dönemlerde yapmış olduğu uygulamalara, kısıtlamalara, baskıcılığına, ayrımcılığına (bkz. içki yasakları, 3. köprünün adı, yaşam tarzına müdahale, hedef gösterme,..) karşı yapılan bir eylem;
- Hükümetin neden yapıldığını bir türlü anlamadığı ya da anlamak istemediği eylem;
- Düşüncesi ne olursa olsun, baskıya, şiddete ve yasağa karşı toplumu bir araya toplayan eylem;
- Gülse Birsel'in deyimiyle "Eeeah yetti beaaa!" DİR.

Ne değildir?
- Bu eyleme katılanlar herhangi bir oluşumun herhangi bir parçası DEĞİLDİR.
- Çevreye zarar verenler bu eylemin bir parçası olmakla beraber asıl amacın farkında DEĞİLDİR. Birçok eylemci tarafından durdurulmaya çalışılmışlardır.
- Bu eyleme katılanlar terörist DEĞİLDİR.
- Bu eyleme katılanlar darbe destekçisi DEĞİLDİR.
- Bu eyleme katılanlar polis düşmanı DEĞİLDİR. Polisin tavrı yüzünden çok sinirlidir.

Gezi Parkı da neresiymiş, kesilecek iki ağaç için mi eylem yapıyor bu insanlar, dertleri neymiş diyorsanız bir kere daha düşünün derim. Çünkü bu eylemler, hükümetin - son dönemlerde iyice artan -  "Ben karar verdim, olacak"larına, diktalarına karşı bir başkaldırı, bir "HAYIR!"dır. Basit bir sivil eyleme karşı yapılmaması gerekenler yapıldı Gezi Parkı'nda. Hükümet, bizlerin protesto hakkına sahip çıkmak zorundadır. Demokrasinin gereği budur; kendi işine gelmeyen her şeyi, herkesi gazlatıp susturmak değildir. Demokrasi, herkes içindir. Bu ülke ve SİYASİLER, böyle böyle, sadece kendine demokrat olmamaları gerektiğini öğrenecektir. Hâlâ umudum var benim.
Şerefe hepinize ve
Her şeye rağmen EYVALLAH:




Mayıs 27, 2013

Balık ağzı - 12

Yorgun.

Not: "Balık ağzı" yazıları, yayınlandığı anda hissettiklerim üzerine yazılmaktadır.




Mayıs 06, 2013

Kızıl Öyküler - I

Ercan Kesal olsa şöyle anlatırdı sanırım:

Odaya girdiğimde boylu boyunca uzanmış, sağ eli göğsünün sol tarafına doğru ve boynuna yakın bir yerde; sol eli ise karnının azıcık üstünde duruyordu. Başını sağ omuzuna doğru bükmüştü, gözleri kapalıydı. Teni o kadar sıcak gözükmese ölü diyebilirdim. Gencecikti ve huzursuz yatıyordu.. Yanına yaklaştım, nefesini kontrol ettim; nefes alıyordu. Kalbine yöneldim, dinledim; karışıktı.. Hiç daha böylesine şahit olmamıştım. Umutsuz bir karmaşa vardı içeride, kalp ritmi öyle konuşuyordu.. Gözlerini açışını izledim sonra. Gözlerinde bekleşen damlalardan biri süzülüverdi yanağından aşağı doğru. 

- "Ne oldu sana?" dedim.
Dudakları titredi, dolu gözlerle ve yapay bir gülümsemeyle:
- "İnancımı kaybettim." dedi, gözlerini kaçırdı, inançsız mavilerini.. 

Sustum ben de.
Neden diye sormadım, anlamıştım çünkü.. 
Hayattı o ve birinin mavilerinin inancını alabilecek kadar güçlüydü..



That's me in the corner
That's me in the spotlight
Losing my religion
Trying to keep up with you
And I don't know if I can do it
Oh no I've said too much
I haven't said enough



Mart 25, 2013

"Sırf sen sevdin diye"

Nil Karaibrahimgil yazmış, çok da güzel yazmış..

  "Çok sahici yazmış; içime dokundu.
   Çok sahici yazmış; seni nasıl sevdiğimi hatırladım.
   O kadar sahici yazmış ki, kendimi durdurmak zorunda kaldım." dedi kız.

Sırf sen sevdin diye - Nil Karaibrahimgil - 11.03.2013 - Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22783330.asp?utm_source=hurriyet&utm_medium=yazarlar&utm_campaign=yazarsonyazi

Ne demiş Ümit Yaşar Oğuzcan: Alır başını gider, uzayan sularda, bir tekne..


Mart 22, 2013

Balık Ağzı - 11

Ne olacaktı bundan sonra?
Beklediği bir şey olacaktı; hiç şaşırmayacaktı, o da şaşırtmayacaktı..

"Dünya inan ki bildiğin gibi değil çocuk.."


Not: "Balık ağzı" yazıları, yayınlandığı anda hissettiklerim üzerine yazılmaktadır.

Marifet

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse 
Güzel kokmak 
Kekik misali 
Lavanta çiçeği misali 
Fesleğen misali 
Itır misali 
İsâ misali 
Yunus misali 
Tonguç misali 
Nâzım misali

Bedri Rahmi 

Şubat 09, 2013

"Ölmenin, ölmeye çalışmanın bu kadar zor olduğunu söyleselerdi alay ederdim."

Bugün, bir arkadaşımın, bir sergide çektiği bu fotoğraf üzerine araştırma yaptım.

Adı Seher Şeniz'miş; aşağıdaki satırların sahibi.. Hepimiz onu "Tarkan: Viking Kanı" filminde, olasılıkla bilmeden, izlemişizdir. Çarpıcı cümleler yazmış ikinci intihar girişimi ölümüyle sonuçlanmadan önce:

"Nihayet bu iğrenç dünyadan gitmeyi başardım. Ölmenin, ölmeye çalışmanın bu kadar zor olduğunu söyleselerdi alay ederdim. 15 yaşında anladım insanların ne mal olduğunu. Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım. Öldüğümü kimse bilmesin. Peruklarımı yakıp, küllerini savurun. Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum. Beni beyaz bir bornoza sarıp her yerimi kapatın o kadar"

Bir insanı bu hâle ne sürükler dedim kendime.. İçsel karmaşa, kimyasal faktörler, çevresel etkenler,.. hepsi aynı anda yüklenmiş olmalı. Belli ki anlaşılamamış, belki anlatamamış, bağırmak istemiş bağıramamış, olamamış bir şeyler; olduramamış.. O da küsmüş, sadece küsmüş.. 

Her şey atlatılıyor da, sadece küslük kalıyor sanki.. O, küsmüş olma hâli kalıyor. Gitmeyince de, sen gidiyorsun; bazen bulunduğun yerden, bazen bir insandan, bazen de hayattan.. Tıpkı Seher Şeniz gibi.. 

Küsmek çocuk işidir deyip küçük, önemsiz görmemek lazım bu hâli. Ne kadar derindedir bilinmez yitirilmişler ve nereye götüreceği de.. Bu yüzden tehlikelidir küsmek, bu yüzden tehlikelidir küstürmek.. Bir vazgeçişi getirmesi muhtemeldir çünkü.. Ağırdır "vazgeçmek". Ben derim ki, kendinize dikkat ederken karşınızdakine de dikkat edin, ihtiyacını dinleyin, ihtiyacınızı söyleyin; sıkı sıkı sarılın sahip olduklarınıza, sakinleştirmeyi öğrenin, özür dilemeyi de.. Birilerine iyi gelin, birileri de size iyi gelsin.. Ve bir şeyler yapıyorsanız yürekten yapın:



Ocak 20, 2013

İç savaş

Ne yapacağını bilemez bir hâlde doğruldu yatağından güçlükle. Bıraksa kendini, belki beş yüz yıl uyuyacaktı. İçindeki karmaşa hâli gittikçe derinleşiyordu. Yorgundu, fazlasıyla hem de. Sanki ölüydü; gözleri bakan, hareket edebilen bir ölü. Ne olmuştu ona? Belki de, Yeşil Yol'da insanları iyileştiren adamın yaptığının tersi bir şekilde, birileri yaşama enerjisini çekip evrene salmıştı, o da böyle, bakan bir ölü olarak kalmıştı. 

Karışıyordu her şey; gün - gece, rüya - gerçek,.. Korkuyordu, üşüyordu bazen ama anlatamıyordu kimseye.. Anlattığı da anlamıyordu aslında. Savaş vardı ve o bilmiyordu; iç savaş.. Evet evet, iç savaş.. İç savaş çıkmıştı, isyandaydı her yanı. Yaralanmıştı bir sürü, kanlar akıyordu. Kimse yardım etmiyordu. Yardım edebilecek olan da etmiyordu. Neden etmiyordu? İnanmıyordu.. Neden inanmıyordu? Bilmiyordu..  Yaraları sarılabilirdi oysa.. Bilmiyordu, anlamıyordu.. Anladığını sanıyordu, yanılıyordu. 

Gitmek istese, gidemiyordu; kalmak istese, iç savaş çıkıyordu; biraz gidip biraz kalmak istese, o hiç olmuyordu.. Olmuyor, yapamıyor, kabullenemiyordu..
İç savaşta birileri ölüyor, kimse görmüyordu..

Ocak 19, 2013

BURADAYIZ AHPARİG!


Slogan yeterli aslında her şeyi anlatmaya, ama ben birkaç cümle daha sarfedeyim istiyorum..

Bizler bu toprakların insanları; Kürt, Türk, Ermeni, Rum, Çerkez, Laz,..
Her birimiz ayrı renk, her birimiz ayrı kültür, her birimiz ayrı güzel.
Yormayalım birbirimizi, kabul edelim farklılıklarımızı, çeşitliliğimizi..

Hrant da bizdendi, güzel gönüllüydü, bu topraklara sevdalıydı.. İsteyen istediği gibi yorsun sözlerini, belliydi neyi kastettiği.. Acı çektik hep beraber, utandık katledilişiyle.. Ve evet, bu topraklarda gözü vardı; senin, benim gözümüzün olduğu gibi. Yazık oldu.. 

Sen güzel uyu Hrant, biz BURADAYIZ AHPARİG!

Hrant'tan:



Ocak 12, 2013

Ozan Önen

Ne yalan söyleyeyim Facebook hikaye, bu Twitter şahane!

Müthiş kalemler tanıyabiliyor insanlar ya da hayranlık duydukları, eleştirmek istedikleri, "Heyyy, kendine gel!" demek istedikleri kişilere doğrudan ulaşabiliyorlar. Ve Twitter, tam olarak bir toplum sentezi sunuyor bizlere. Bir konu hakkında her kesimden insanın görüşüne ulaşabiliyorsun. Çok keyifli ve bence mutlaka bulunulması gereken sosyal bir mecra.. Süper insanlar var burada yahu!!

Özge Mumcu'nun aşağıdaki tweetini yeniden paylaşmasıyla tanıdım Ozan Önen'i:

"Yeni yıl dileğimdir; herkes içindir ve bir Gabriel Garcia Marquez sözüdür: "Öyle güzel gülmelisin ki insanlar seni ağlatmaya utanmalı.""

Sonra internet sitesi, yazıları falan derken pek bir sağlam olduğu kanısına vardım. Cümleleri farklı ve kıymetli, düşündürücü de aynı zamanda.. Aşağıdaki haberi de kendi instagram hesabından vermeden geçmeyeyim:


Ben derim ki okunmaya değer, fazlasıyla..

Şu ana kadar okuduklarımdan cımbızladıklarım:

"Sürüden ayrılma cesareti olan herkes sevgilidir, dedi. Sonra, sol avcuyla, bir fesleğenin gövdesini okşadı."

"Bir gün herkes, intihar edemiyor olmanın intihar etmekten çok daha zor bir şey olduğunu anlayacak"

Daha fazlası için:

Ocak 11, 2013

"Öyle güzel susarım ki, sağır olursun."

Jay-Jay Johanson - Far Away



far away, once so close
but now you're far away
you're still here with me
but not like yesterday, so far
far away, i hear you breathe
but you're so far away
once so colourful
but now all turns to grey, so far
it's oh so strange
when centimetres feels like miles
seconds like hours
now it's true love has died
no more roads left to try, far away
far away, long ago
when love was here to stay
now it's gone
it doesn't matter what we say, so far
every word is like a knife
but the silence cuts you twice


O kadar gerek yok ki daha fazla konuşmaya..

isimsiz

Son 3 aydır ölüymüşüm ve kimsenin haberi yokmuş..