Haziran 30, 2012

Kabullenme

İnsan ne zaman mutlu olur?
Kabullendiğinde mi hayatın ona sunduklarını?

Tekerlekli sandalyedesindir mesela, kabullenmişsindir durumunu. Evet ben böyleyim, hayatıma böyle devam etmem gerekiyor diyorsundur. Kendi kendine kabullenme cümleleri kuruyorsundur.. Bir gün sokağa çıkarsın, ellerinle itersin kendini ilerlemek için. Sonra karşına bir merdiven çıkar. İnemezsin oradan. Bir kere daha anlarsın tekerlekli sandalyade oturduğunu.. Gerçeğini bilirsin aslında, farkındasındır, kabullenmişsindir ama yüzüne bir kere daha vurulunca yine sersemlersin, sanki gerçeğinin bilincinde değilmişsin gibi..

Söylesenize bana, gerçeğimizi biliyor olmamıza rağmen gerçeğimizle karşılaşınca neden yıkılıyoruz?
Yoksa kabullendim demelerimiz birer yanılsama mıdır?
Belki de, insana özgü bir şey değildir kabullenme.. Öyle olsa idi, her gelenin bakıp gittiği bir pencerede ölümsüzlük için başkaldırır mıydık?




Haziran 18, 2012

Bir gün

kollarında öleceğim yavaşça.. O kadar yavaş olacak ki bu, ruhun bile duymayacak..
Duyduğunda ise ruhun, olmayacak ruhum..




Haziran 13, 2012

Gidenler, kalanlar

Bakıyorum da çevreme, bir bir gidiyor herkes..
Öyle kötü yerlere değil bu gitmeler, hayatlarını mutlulukla donatmaya gidiyorlar..
Bu gitmeler beni çokça mutlu ederken, hüzünlendiriyor da aynı zamanda..
Acaba diyorum olacak mı birileri benim de yanımda?
Tabi ki olacak diyorlar, her şey zamanı gelince oluyor inan bize..
Ben de inanıyorum..
Belki de inanmıyorum..